Alıntıdır.

SAVUNMA MEKANİZMALARININ ÇEŞİTLERİ

Freud savunma mekanizmalarından söz etmiştir. En önemli ve en sık kullanıldığını düşündüğü savunma mekanizması olarak repsesyondan özelikle bahsetmiştir. Kızı Anna Freud, savunma mekanizmalarını kapsamlı bir şekilde ilk olarak “Benliğin Savunma Mekanizmaları” adlı çalışmasında tanımlamıştır.

Gelişim dönemlerinin her birinde farklı savunma mekanizmaları öncelikli olarak kullanılır. Örneğin anal dönemde reaksiyon formasyon mekanizmasıyla bağlantılı olarak anal uyaranlar ve zevkler karşısında utanç ve iğrenme duyguları gelişir. Savunma mekanizmaları narsisistik savunmalar, ilkel savunmalar, nevrotik savunmalar ve olgun savunmalar olmak üzere sınıflandırılabilir. Narsisistik savunmalar, gelişmişlik açısından derecelendirilecek olursa en ilkel savunma mekanizmalarıdır. Olgun mekanizmalar ise normal ve sağlıklı uyum mekanizmalarıdır. Bu gruplar arasında kesin bir sınır olmayıp geçişler vardır.

NARSİSİSTİK SAVUNMALAR

İnkâr (Denial): Gerçekliğin acı veren yönünün bilinçten uzaklaştırılması.

Bastırma (Represyon): Dürtü türevlerini ve duygulanımları bilinçten uzaklaştırırken, inkâr dış gerçekliğin görülmesine engel olur.

Çarpıtma (Ditortion): Ruhî ihtiyaçlara göre dış gerçeklik yeni bir şekil alır. Sanrısal büyüklük duygularının sürdürülmesini sağlamak için halüsinasyon gibi algı değişimleri ve megalomanik (büyüklük) sanrılar da çarpıtma kapsamında değerlendirilebilirler.

İlkel İdealizasyon: Dış nesneler bütünüyle iyi veya bütünüyle kötü olarak görülürler. Sıklıkla bütünüyle iyi nesne aynı zamanda omnipotent (her şeye kadir), ideal olarak; en kötü nesnenin kötü yanları tamamen kötü olarak büyültülür.

Yansıtma (Projeksiyon): İç dürtüler ve onların türevleri sanki dışarıdan geliyormuş gibi yansıtılır. Psikotik düzeyde yansıtmada dış gerçeklik hakkında, genellikle kötülük görme (perseküsyon) sanrıları şeklini alabilir. Yansıtılan dürtüler, kaynağını idden veya süperegodan alsa da yansıtma süreci içinde şekil değiştirirler.

Yansıtmalı Özdeşim: Kendiliğin istenmeyen tarafları diğer bir insana yansıtılır ve kişi kendisini karşısındakiyle aynı görür. Kendisine benzer duyguları karşısındakinin de yaşamasına neden olacak baskılı bir yanı vardır.

Bölünme (Splitting): Dış nesneler hep iyi-hep kötü olarak bölünürken, dış nesne hakkındaki düşünceler ve duygular hızla bir uçtan diğer uca değişebilir. Kişinin kendisi hakkındaki düşünceleri ve kendini algılayışındaki hızlı değişimler de bu sürece eşlik edebilir.

İLKEL SAVUNMALAR

Dışa Vurma (Acting Out): Bilinç dışı bir dürtü veya isteğe eşlik eden duygulanımı bilinç düzeyinde yaşamamak için, o dürtü veya isteği eyleme dökme.

Bloklama: Düşüncenin geçici bir süre için durdurulması. Represyona benzer. Farkı, bloklamada gerilimin oluşmasıdır.

Hipokondriazis: Yas, yalnızlık veya başkalarına karşı saldırgan duyguların ağrı, somatik hastalıklar ve nevrasteni olarak kendine yöneltilmesi. Hipokondriazis etkisiyle sorumluluktan kaçılır, suçluluk duygularından uzaklaşılır ve dürtülere karşı konulur.

Özdeşim (İdentifikasyon): Egonun gelişiminde önemli rolü olan identifikasyon bazı durumlarda savunma mekanizması olarak kullanılabilir. Sevilen bir objenin identifikasyonu o nesnenin gerçek veya hayali kaybı veya o nesneden ayrılma sonucu gelişecek bunaltı veya acıya karşı bir savunma mekanizmasıdır.

İçeatım (Introjection): Nesnenin bazı özelliklerinin içe alımıdır. Bir savunma mekanizması olarak kullanıldığında özne ve nesne arasındaki ayrımı engelleyebilir. Sevilen bir nesne içe atılarak onun kaybı veya ayrılığının getireceği acıdan kaçılır. Korkulan nesnenin içe atımıyla nesnenin agresif özellikleri kontrol altına alınmasına çalışılır.

Pasif Agresif Davranış: Diğerlerine yönelmiş agresyon kendisini pasiflik, mazoşizm olarak gösterir. Başarısızlık, ağırdan alma, kendisinden çok başkalarını etkileyen rahatsızlıklar şeklinde kendini gösterir.

Yansıtma (Projeksiyon): Kendi duygu ve isteklerini eşlik edilen kabuledilemez duygular nedeniyle başlarına atfetme ve kendisinde değilmiş, dışarıdan kendisine yöneltilmiş gibi algılanması.

Gerileme (Regresyon): İçinde bulunduğu gelişim dönemindeki gerilim veya çelişkiden kurtulmak için bir aşağı gelişim dönemine dönme. Bir miktar regresyonun rahatlama, uyku için gerekli olması nedeniyle normalde de görülür. Yaratıcılığın önemli bir unsuru olduğu düşünülmektedir.

Somatizasyon: Psişik dürtülerin vücuda yöneltilmesi ve bunaltıya psişik değil somatik (vücuda ait) yakınmalarla cevap verilmesi.

NEVROTİK SAVUNMALAR

Kontrol Etme: Anksiyeteyi azaltmak ve iç çatışmaları çözmek için çevredeki olayları veya nesneleri aşırı bir biçimde kontrol etme ve düzenleme çabası.

Yer değiştirme (Displacement): Bir dürtü veya duygunun ait olduğu nesne veya düşünceden başka bir nesne veya düşünceye döndürülmesi. Döndürüldüğü yerde dürtü veya duygu daha az bunaltı oluşturur.

Çözülme (Disosiyasyon): Duygularla baş edebilmek için kişisel kimlik duygusunun değişmesi. Kimlik, hafıza veya bilincin normal olarak gerçekleştirdiği bir araya getirme işlevlerindeki bozukluk veya değişiklik. Bunaltı yaratıcı durumdan uzaklaşma amacıyla bilinç durumunun değiştirilmesi.

Dışa atma (Eksternalizasyon): Yansıtmadan daha genel bir mekanizmadır. Kişinin kendi dürtüleri, duygu durumu, davranışları, düşünce biçimi ve kişiliğini dış dünyada ve dışardaki nesnelerde görme eğilimidir.

İnhibisyon: Dürtüler, süperego veya çevresel güçlerle çatışmasını azaltmak üzere bilinçli bir biçimde ego fonksiyonlarının sınırlandırılması.

Düşünselleştirme (Entelektüalizasyon): Duygulardan uzaklaşabilmek amacıyla entelektüel süreçlerin aşırı kullanımı. Dikkat dış gerçekliklere yoğunlaştırılarak iç duyguların ifadesinden kaçılır.

İzolasyon: Birlikte olan duygulanımın bastırılarak bir düşüncenin bölünmesidir. Sosyal izolasyon nesnelerle ilişkinin olmamasıdır.

Usa Vurma (Rasyonalizasyon): Başka türlü kabul edilemez olan tavır, davranış ve inançların mantıklı açıklamalar getirilerek sunulmasıdır.

Karşıt Tepki Kurma (Reaksiyon Formasyon): Kabul edilemez bir dürtü tam tersine çevrilir. Ego gelişiminin erken devrelerinden itibaren sık kullanılırsa bir karakter özelliğine dönüşür.

Bastırma (Represyon): Düşünce veya duygunun kişinin kendi isteğiyle olmadan bilinçten uzaklaştırılmasıdır. Birincil bastırmada düşünce veya duygular hiçbir zaman bilinç düzeyinde yaşanmamıştır. İkincil bastırmada ise bir zamanlar bilinçli olarak yaşanmış düşünce ve duygular bilinçaltına itilirler.

Diğerkâmlık (Altruism): Yapıcı ve ılımlı bir karşıt tepki kurma durumudur. Kişinin diğer insanların çıkar ve iyiliğini kendisininkilere tercih etmesidir.

Antisipasyon: Gelecekteki muhtemel tehlikeli ve sıkıntılı durumların oluşturacağı duygulanımların önceden gerçekçi bir şekilde beklenilmesi ve hazırlanılması.

Asceticism (Sofuluk, Çilecilik): Yaşantıların zevkli yanları dışlanır. Bazı zevklerin ahlaki açıdan değerlendirilmesi yapılır.

Hümor (Nükte): Katlanılması zor bir durumun, katlanılmasını kolaylaştıracak bir biçimde ele alınmasını, duygularını ve düşüncelerini açıklayabilmesini sağlar. Duygulanımdan uzaklaştıran bir çeşit yer değiştirmedir.

Yüceleştirme (Sublimasyon): Gerçekleştirilemeyen istek ve dürtülerin toplumsal olarak da kabul edilebilecek bir biçimde yönlendirilmesidir.

Supresyon: Bilinçli veya yarı bilinçli bir biçimde bilinç düzeyindeki bir dürtü veya çatışmanın ertelenmesidir. Rahatsızlığın farkına varılır; fakat azaltılmaya çalışılır.

Kategoriler: Psikoloji, Sağlık

AlpAytekin

Kökten Türkçü, pagan, liyâkatçı, militarist. Halkbilimci...

 1165 kez okundu.