Bu yazı, Ufuk Tavkul’un “Kumuk Türkleri: Tarihleri, Sosyal Yapıları ve Dilleri Üzerine Bir İnceleme” başlıklı makalesinin tarafımızca özeti, üzerine bazı eklemer ve şekil yönünden düzenlemelerle oluşturulmuştur.

Kumukların Kökeni


Kumukların kökeniyle ilgili birçok ayrı görüş olmakla birlikte kaynaklardaki bu belirsizlik veya görüş ayrılığı, tümüyle Kumukların hangi Türk kolundan, boyundan, halkından geldiği yönündedir. Çoklukla Oğuz ve Kıpçak birleşimi bir Türk halkı olduğunu yönündeki görüş baskındır. Kumuklar arasındaki yaygın inanış, onların Kafkasya Hunlarının ve Hazarların torunları ve mirasçısı olduklarıdır. Ancak Kumuk tarihini ve dilini inceleyen yabancı araştırmacılar farklı fikirler ileri sürmektedirler.

19. yüzyıl başlarında Kafkasya’da araştırmalar yapan Macar dilbilimcisi Julius Klaproth, Kumukları Hazarların torunları olarak sayar.

Vambery ve Wilhelm Barthold gibi bilim adamları Kumukların kökenini Dağıstan halklarından Kazi-Kumuklar arasında aramışlardır. Kendilerine Lak adını veren, komşu halklarca Kazi-Kumuk (Gazi Kumuk) adıyla tanınan bu Dağıstan halkından kimi grupların dağlardan ovalara inerek burada yaşayan Türk boylarına karışıp Türkleştiklerini ve onlara Kumuk adını verdiklerini ileri sürerler.

Bu görüşlere karşılık, Kumuk Türkçesi üzerine çalışmalarıyla ünlü Bekir Çobanzade, Kumukların Hazarlar zamanında bu bölgeye yerleştiklerine hükmetmenin mümkün olmayacağı ve bunların Karaçay-Malkar ve Kırım Türklerinden ayrılmış bir boy oldukları kanısına varır.

Zeki Velidi Togan’a göre Kumuklar, Oğuz Destanının Müneccimbaşı tarafından istifade olunan bir rivayetinde Oğuz Han zamanında Derbent savunmasında görevlendirilen Kıpçakların bir boyu olarak anılmıştır. Yine Togan, Azerbaycan ile Derbent, Arapların idaresindeyken de Kumukların burada bulunduklarını Tarih al-Bab va’l-Abvab’dan anlaşıldığını der.

Kumukların ülkesi 7. yüzyıldan beri Hazar Kağanlığı’nın sınırları içindedir. Bugün Kumuk bilim adamları da Kumukları, Hazar Kağanlığı’nın kurucuları olarak gösterirler. Hazarların son başkenti Semender, Kumuk ülkesi sınırları içindeydi. Kumuklar arasında yayılmış olan “Anci-name”, “Derbent-name”, “Karabudaxkent-name” adlı tarih anıtları, Hazar Kağanlığı devrinden bahseder. Hatta Hazarlar arasında yaşamış olan Ebu Hamid el-Garnati’nin tespit ettiği ve “Hazar sözü” dediği bütün sözcükler bugün Kumuk Türklerince kullanılmaktadır.

Kumuk Adı

Kumık, Kumıh, Kumuh, Gumık ve Gumuh biçimlerinde de yazıldığı görülen adın geçtiği en eski kaynak, Dīvānu Lugāti’t-Türk’tür. Üç biçimde geçer:

Kumuk [kişi adı]: Beylerden birinin adı. Bir süre onunla arkadaşlık ettim.

komuk [ad]: Özellikle atın pisliği [boku].

kumukla- [eylem]: At kumukladı. At pisledi [sıçtı]. Kumuk’a mensup ise yine aynıdır. Bu adamın adıdır. Kumuklar, kumuklamak.

Kaşgarlı Mahmud’un ilgili sözcüğün eylem anlamında geçen “Kumuk’a mensup ise…” kısmından bir süre arkadaşlık ettiği Kumuk adlı beyi mi, yoksa Kumuk Türklerini mi kastettiğini tam olarak çıkaramasak da Kumuk adının eskiliği çıkarmak mümkündür.

Kumuk Fenotipi

Kumuklar arasında antropolojik açıdan iki farklı fiziki tip öne çıkar. Dağıstan’daki Sulak Irmağı’nın kuzeyindeki düzlüklerde yaşayan Kumuklar arasında sarışın ve mavi gözlülere daha sık rastlanırken, güneydeki dağlık bölgeye yakın olan Kumuklar arasında esmer, siyah saçlı ve koyu renk gözlüler hakimdir. Dış görünüşlerindeki farklılık Kumukların yaşam biçimlerine ve dillerine de yansımıştır. Kumuk Türkçesinin üç ayrı diyalekte ayrılmasında bu farklılığın önemli rolü vardır.

Kumukların Yurdu ve Nüfusu

Kumuklar, Rusya Federasyonu’na bağlı Dağıstan Özerk Cumhuriyeti’nde yaşamaktadır. Bir kısmının Sovyetler Birliği döneminde Türkiye, Çeçenistan, Kuzey Osetya, Suriye ve İran topraklarına göçtüğü bilinmektedir. Kumuklar, Dağıstan’da başta başkent Mahaçkale olmak üzere Temürhan-Şura, İzberbaş, Kaspiysk, Kızılyurt, Kızılyar ve Hasavyurt gibi şehirlerde otururlar. Bunların nüfusu 251 bin (1996), Dağıstan dışındakilerin nüfusu ise 100 bin kadardır. Azerbaycan Türklerinden sonra Kafkaslardaki en kalabalık Türk bodunudur.

Mahaçkale, Türkiye’de Yalova, Balıkesir ve İstanbul ile kardeş şehirdir.

Kumukların Tarihçesi

Hazar Kağanlığı’nın yıkılmasından sonra Kumukların kurduğu ilk bağımsız siyasi birlik, 1578’de kurulan ve tümüyle milli olan Şamhallık veya Şavhallık adlı bir Kumuk beyliğidir. 15-16. yüzyıllara ait tarih kaynaklarında bu Şamhallığın adı “Tarkov” olarak geçmektedir. Kumuk ülkesini Şamhal (Şavhal) unvanlı ve Altın Ordu hanlarının soyundan gelen beyler yönetiyordu. Evliya Çelebi bu beyliğin toprakları içün “Kumukistan” ve “Dağıstan-ı Kumuk” tabirlerini kullanmıştır. Sınırları güneyde Derbend’den kuzeyde Kabardey’e kadar uzanıyordu.

16. yüzyılda Kumuk Şamhallığı, Ruslara ve o dönemde Kafkasya’da etkin olan Kabardey Çerkeslerine karşı savaşarak, onların Doğu Kafkaslara yayılmalarını önlemiştir. Bu beyliğin Dağıstan’ın en kuzeyinde yer alması nedeniyle Kazan ile Astrahan Türklerinin hanlıkları yıkılınca daha güneye inme imkânı bulan Ruslarla Kumuklar karşı karşıya geldi.

Kumuklar, 1586’da başlayan Rus işgali saldırılarına karşı diğer Müslüman Kafkas halklarıyla birlikte 16-18. yüzyıllar arasında Osmanlıların da desteğini alarak 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar kahramanca karşı koydular. İran, Rusya ve Osmanlı’nın çıkar çatışmalarına sahne olan Kumuk Şamhallığı bu mücadeleler sırasında sürekli toprak kaybetti ve Ruslar, şamhalların bağımsız yönetimlerine son verdi. Ruslara karşı sürdürülen mücadelenin son bayraktarı Şeyh Şamil’in 1859’da tutsak düşmesiyle Dağıstan vd. Kafkas bölgeleri hızla Çarlık Rusya’sının eline geçmeğe başladı. Zaten yüzyıllar süren savaşlar Kumukları vd. Kafkas halklarını yorgun düşürmüştü. Böylece Ruslar 1867’ye kadar bütün Kafkasya’yı işgal ettiler.

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti bayrağı.

Kumuklar, 1917 Bolşevik İhtilali yıllarında Rusya’da ortaya çıkan iç karışıklıkta Kuzey Kafkasya Türk ve Müslüman halklarının bağımsızlık mücadelelerinde ön sırada yer aldılar ve ortak kurulan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin önemli bir unsuru oldular. Bu cumhuriyet içine bugünkü Çeçenistan, Dağıstan, İnguşetya, Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Kuzey Osetya cumhuriyetleri dahildi. Bu devletin hükumet ve parlamento başkanlığı, dışişleri ve içişleri bakanlığı, maliye ve savunma bakanlığı gibi önemli görevlerine Kumuklar getirilmişti. Kumuklar ayrıca, bu karışık zamanda İslam ittihadı taraftarı olan, mahalle yanarken saçını tarayan muhafazakâr Müslümanlara karşı tümüyle Türkleşmiş bir Dağıstan idealini savundular.

Kuzey Kafkasya halklarının bu sırada yapılan milli kurultaylarında Kumuk Türkçesi yalnız Dağıstan içün değil, bütün Kuzey Kafkasya içün lingua franka olarak birleştirici, ortak bir dil olarak kabul edilmiştir. Buradan anlaşılmaktadır ki Kumuk dili oldukça zengin ve gelişmişti ve Kumuklar da döneminin en uygar insanlarıydı. Büyük Fransız yazarı Aleksandre Dumas, Dağıstan’da bulunduğu sırada «Avrupa’da Fransızca ne kadar önemli bir dilse Kumuk dili de Asya’da o denli önemlidir», diyerek Kumuk dili hakkındaki düşüncelerini belirtmiştir. Kumuk Türkçesi Kafkasya’da ortak konuşma diliydi ve birçok şehirde eğitim dili olarak kabul edilmişti. Kumuk dilini bilen ve kullanan insanlar bilgili ve eğitimli insan sayılıyordu.

Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti henüz toparlanamadan Mondros Antlaşması’nın imzalanmasıyla Osmanlı ordusu Kafkasya’yı tahliye edince Dağıstan, Kızılordu’nun istilasına uğradı. 20 Ocak 1921’de Rusya Federatif SSC’ne tabi Dağıstan Özerk SSC kuruldu. 1936 Sovyet Anayasası, bilinçli olarak Kafkasya’nın etnik durumuna uymayan bir siyasi ve idari bölümleme ile buradaki farklı ırktan halkları birbirine karıştırdı ve çoğunluk oluşturan kitleleri bölerek birbirinden ayırdı. Bu bölümleme sonucunda Kumuk Türklerinin büyük bir kısmı Dağıstan Özerk SSC’nde, bir kısmı da Çeçen ve Osetya bölgelerinde kalmış oldu. Karaçay ve Balkar Türkleri de birbirlerinden ayrıldı ve Çerkeslerle birleştirildi.

Sovyetler, özellikle Kumuklar üzerinde birçok alanda büyük bir baskı uygulayarak bağımsızlık yanlısı birçok Dağıstanlı aydını saf dışı ettiler. Ancak onların bu tutumuna rağmen Kumuklar milli kimliklerini korumayı başardılar. Nitekim Sovyetlerin dağılmasının ardından Dağıstan’da ilk milli teşkilat Kumuklar tarafından kuruldu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Dağıstan, Rusya Federasyonu’na bağlı bir özerk cumhuriyet haline geldi.

Kumuk Türklerinde Sosyal Yapı

Dağıstan’da Kumuk beylerine Şamhal/Şavhal denirdi ve bu unvan, soya bağlıydı. O soydan gelmeyen kimse ekonomik ve siyasi açıdan ne kadar güçlü olursa olsun Şamhal olamazdı. Şamhallar, Çingiz Han soyundan gelirlerdi.

Şamhal’dan sonra Kırımşamhal (Kırımşavhal) adlı ikinci derecede bir bey vardı. Asıl Şamhal vakitsiz ölürse yerine o geçerdi. Şamhallar ne kadar mal ve saygınlık sahibi olsalar da alt tabakalara kız vermezler; ancak alırlardı. Bu kızlardan doğanlara beylik hakkı verilmezdi ve onlara “çanka” denirdi.

Kumuklarda “bey” unvanı doğuştan kazanılırdı ve bu statü, bey unvanı taşıyan kişi ekonomik ve siyasi gücünü kaybetse bile ondan alınamazdı. Tabakalar arasında geçiş olmadığından alt tabakalardan bir birey ekonomik ve siyasi açıdan güçlenerek bey unvanına sahip olamazdı.

Dağıstan’da bey ve hanların altındaki halk tabakası üç kümeye ayrılmıştı:

1. Özden             2. Raiat                3. Kul

Özdenler nüfusun %90’ını oluşturan ve ülkenin gerçek sahibi olan hür halk tabakasıydı. Bunlar beylerin topraklarını işleyen ve karşılığında ürünün bir kısmını alan köylülerdi. Sala-Özden adlı tabaka ise tarım ve hayvancılık yapmaz, beyin yanında bulunarak ona muhafızlık görevi yaparlardı.

Raiatlar, han tarafından bir beyin veya ruhban sınıfından birinin emrine verilen ve bir yerden bir yere gitme hakları olmayan köylülerdi.

Kullar, savaşta tutsak edilenler, satın alınanlar ve onların çocuklarının oluşturduğu tabakaydı. Bunların hepsi para veya ürün şeklinde bir kira ödedikleri, zorla çalıştırıldıkları veya bir hizmetçi olarak hizmet ettikleri feodal asilzadelere bağımlıydılar.

Dağıstan’da bey tabakasından olanlardan yalnız fiilen iş başında bulunanların ayrıcalıkları vardı. Özdenler ise ülke işlerinde oy sahibiydiler ve han, bey soyundan gelenlerin bunlara üstün bir tarafı yoktu. İş başında olanların dışında bütün beyler halkla birlikte yaşarlardı.

Özden olmak içün vatanda doğmuş ve yer değiştirmemiş olmak gerekirdi. Bu üç sınıftan başka herhangi bir nedenle doğduğu yeri terk ederek başka bölgelere gidip yerleşenlere “aparek” denirdi. Aparekler yerleştikleri bölgelerdeki özdenler kadar söz hakkına sahip olamazlardı.

Kumuklarda geleneksel hukuk kuralları yüzyıllar boyunca geçerliliğini korumuştur. Bir meselenin veya hukuki bir davanın halledilmesi içün Aksay ve Endirey köyünün yaşlıları Yamansuv ırmağının yanında toplanırlar ve meseleyi burada tartışırlardı. Tartışmaların sonucunda bu vb. davaların halledilmesi içün kesin ve sürekli bir çözüm yolu bulunursa bunu “adet” olarak kabul ederlerdi.

Kumuklarda cinayet, tecavüz, hırsızlık gibi suçlara “Töre” adlı mahkeme bakardı. Törenin verdiği cezalara halkın uyma zorunluluğu vardı. Ancak Töre’nin verdiği kararlara halk itiraz edebiliyor ve “aksakallar” adlı yaşlılar meclisine başvurabiliyordu. Yaşlılar meclisi, duruma göre töre’nin kararını geçersiz kılabiliyordu.

Kumuklar yaşadıkları yerleşim birimlerini “yurt” diye adlandırırlar. Dağıstan’da yaşadıkları köy ve kasabalardan Hasavyurt, Babayurt, Kızılyurt gibi yerleşim birimlerinde bunu görmekteyiz.

Dağıstan’ın Etno-Politik Sorunları İçinde Kumuk Türklerinin Durumu

Etnik yapı açısından Kafkasya’nın en karmaşık bölgesi olan Dağıstan’da değişik dil ve lehçelerde konuşan 30’dan çok etnik grup yaşar. Sovyetler Birliği döneminde bu etnik grupların sayısı, konuştukları lehçelerin birleştirilmesiyle 10’a indirildi ve belki de Sovyet politikasının ilk def’a faydalı olan bir işi oldu. Dağıstan’daki bu 10 etnik grubun genel nüfusa oranları şöyledir:

1. Avar %27,2 2. Dargı %15,6 3. Kumuk %12,9 4. Lezgi %11,3 5. Lak %5,1
6. Tabasaran %4,3 7. Nogay %1,6 8. Rutul %0,8 9. Agul %0,8 10. Tsahur %0,3

Kumuk Türkleri de diğer Kafkasya halkları gibi Sovyet hükumetinin etnik politika ve uygulamalarına hedef olmuştu. Sovyet halkını şekillendirme ve ütopik “Sovyet İnsanı” yaratma amacıyla yürütülen siyaset sonucunda Kumuklar da diğer Türk boylarıyla birlikte hâkim unsurken azınlık durumuna düşürülmüş, başka yerlere yerleştirilip oradaki halklarla karılmağa çalışılmış, eğitim öğretim hakları ellerinden alınarak yalnız Rusça eğitime tabi tutulmuş, aydın kesimi çeşitli yollarla yok edilmiştir. Bu listede Türk olan Kumuklar ile Nogayların oranları birlikte sayılsa bile Dağıstan nüfusunun birinci değil, ikinci topluluğu bile olamamaktadırlar. Bunun nedeni, sözü geçen politikalardır. Tarih boyunca asgari sürtüşmeler olsa da birlikte yaşayabilen Dağıstan halkları, Sovyetler Birliği’nin siyasi ve idari politikaları yüzünden etnik çatışma tehlikesinin içine girmiştir.

Güney Dağıstan’daki dağlı halkların Sovyet döneminde sosyo-ekonomik nedenlerle Kuzey Dağıstan’ın verimli ovalarına göç ettirilmesi, ovalarda yaşayan Kumuklarla dağdan inme Avar, Dargı ve Lezgiler arasında doğal olarak etnik sorunlara ve çatışmalara neden olmuştur. Böylece ovalar önceden tek etnik grup olan Kumukları barındırırken karışık etnik grupların bir arada yaşadığı yerlere dönüştü. Kuzey Dağıstan’ın etnik kompozisyonunda geri dönülmez bir karmaşaya yol açtı. Dağıstan’da iç göç nedeniyle dağlar ıssızlaşırken ovalarda nüfus aşırı derecede arttı ve etnik gruplar arasında yayla, su, otlak konularında çıkan anlaşmazlıklar, çatışmalara dönüşmeğe başladı.

Sistemli bir şekilde sürdürülen göç hareketleri sonucunda Dağıstan’ın başkenti Mahaçkala’da Avarların ve Dargıların çoğunlukta olması, ülkenin politik ve ekonomik yönetiminin de bu iki halkın elinde toplanmasına yol açmıştır. Dargı ve Avarların, Kumuk arazilerini işgal etmeleri, Kumuklarla Avarlar arasında etnik çatışma tehlikesine yol açtı. Bu olay aynı zamanda Avarlar ile Dargılara etno-politik birlik kurdurdu. Laklar da bu etno-politik birliğe girmişlerdir. Böylece Avar, Dargı ve Lakların toplumsal ve ekonomik çıkarlarının birleşmesi ve cumhuriyetin iktidar mekanizmasının bu üç etnik grubun elinde toplanması, onları Dağıstan’da hâkim tabaka haline getirdi. Bugün Dağıstan’ın şehirli nüfusu içinde Kumuklar önemli oranlardadır. Kumuklar, Dağıstan halkları arasında şehirleşme oranı en yüksek etnik gruplardandır ve güçlü bir etnik kimliğe sahiptirler.

Kumuk Tenglik Hareketi bayrağı.

Kumuk Halk Hareketi Teŋglik
Dağıstan’daki bütün sosyal-siyasi kurumlar arasında en önemlisi Kumukların Tenglik teşkilatıdır. Sovyetler’in dağılmasından sonra Salav Aliyev liderliğinde kültürel, siyasi ve ekonomik hakların savunulması amacıyla kurulan Tenglik (denklik, eşitlik) adındaki milli teşkilatın çevresinde toplanan Kumuklar, 1991’de üzerlerinde baskı kurmağa çalışan Avarlara karşı silahlanarak yer yer çatışmalara girdiler. Çatışmalar ancak özerk hükümetin çabaları ile büyümeden önlenebildi.

Daha sonra hem merkezi hükumetin hem de özerk hükumetin Tenglik’in Türkçü faaliyetlerinden rahatsızlık duyması üzerine 1994’te Kumuk Halk Komitesi adıyla bir teşkilat kurulduysa da Kumuk halkı ve aydınları Tenglik çevresinde toplanmayı ve faaliyetlerini desteklemeyi sürdürdüler. Halen bu faaliyetleri duyurmak içün bir de bülten çıkarılmaktadır.

Dağıstan’daki komünist kökenli resmi iktidara muhalif olan Tenglik hareketi, Dağıstan ve Moskova yönetimi tarafından etkinlikleri engellenmekte, Kumukları bölen hareketler desteklenmekte, Kumuklar arasında farklı teşkilat ve partilerin güçlenmesini teşvik edilmektedir.

Tenglik örgütü Azerbaycan Halk Cephesi ile de ilişki içindedir. Kumuk milli hareketi Tenglik’in başlıca politik amacı, Dağıstan’ın Rusya içinde federal cumhuriyete çevrilmesi, bu federasyon içinde toprak bütünlüğünün sağlanması ve korunması içün Kumuk Milli Devleti yaratılmasıdır.

Tenglik hareketi aşağıda sayılan Kumuk halkının hukuki ve siyasi haklarını savunmaktadır:

1. Kumuk halkının bağımsızlığı
2. Türklük bilincinin korunması ve geliştirilmesi
3. Milli okullar (eğitimin birleştirilmesi), milli tarihin ve milli kültürün korunması ve geliştirilmesi
4. Halkın kullandığı dil, gelenek ve göreneklerinin korunması ve geliştirilmesi yönünde çalışmalar yapmak
5. Doğal kaynakların kullanım hakkının bölgede yaşayan insanlara ait olması
6. Çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak içün çalışmalar yapmak; dil ve kültür birliğini tesis etmiş devlet ve milletlerle iyi ilişkiler kurmak
7. Dağıstan’da bulunan halkların arasında birliğin kurulması ve halkların kendi gelenek-göreneklerinin korunması sağlamak
8. Kumuk Halk Hareketi Tenglik’in amacı, Dağıstan’da bulunan Kumuklara ait il, ilçe gibi yerleşim birimlerini idare etmek, St. Petersburg, Kuzey Osetya, Çeçenya, Sibirya’da yaşayan Kumuk Türklerinin de idaresi, yönetime katılmasıdır.

Tenglik Hareketi Kumuklardan ve başka halklardan olan gençleri Türk ahlak ve terbiyesiyle yetiştirmekte, Türk okullarında öğrenim görmeleri içün hazırlamaktadır. Türk dünyası ve gelişmeler konusunda doğru ve sağlıklı bilgi akışının sağlanması içün çalışmaktadır. Tenglik Hareketi, Türk birliğinin bir an önce gerçekleşmesi ve Türk dünyasının gelişmesi, güçlenmesi içün çalışmakta ve bunu hayati hedefi saymaktadır.

Hareketin 1990’da çıkan 1 numaralı bülteninin 1. sayfasında yer alan ve Kumuk şairi Z. Batırmurzayev’e ait olan şu dörtlükler, Kumuk Türklerini milli uyanışta geç kalmamaları konusunda uyarıcı nitelikte olması bakımından Tenglik hareketinin ana fikrini göstermektedir:

Tuwdu Çolpan, tang bilindi Boldu uyanma zaman Şawla aldı dünya yüzün Yuhlağanımız taman   Gözüng aç, dört yakğa qara Getdi kerwan erterek Biz geçigip kalğanbız Enni hozğalma gerek Doğdu Çolpan, sabah bilindi Uyanma zamanı geldi Işık aldı dünya yüzünü Uyuduğumuz yeter   Gözünü aç, dört yana bak Gitti kervan erkenden Biz gecikip kaldık Artık harekete geçmek gerek
Kumuk Dili ve Edebiyatı

Türk dilinin “ayaḳ / tavlı” ses özellikli Kuzey/Kıpçak kolundaki Tatarca, Başkurtça, Kazakça, Karakalpakça, Nogayca, Karaçay-Balkarca, Kırım Tatarcası ve Karayca lehçelerinden biri olan Kumukça (Kumuk Türkçesi), bu koldaki diğer lehçeler arasında en çok Oğuz/Batı Türkçesi özelliği gösteren lehçedir. Bu yüzden Ahmet Caferoğlu, Kumukların Kıpçak ve Oğuz karışımı olduklarını düşünür.

Üç diyalekti (ağzı) vardır: Kuzey (Hasavyurt), Orta (Buynak) ve Güney (Haydak). Yazı dili, orta ağız üstüne kuruludur ve 15. yüzyıla kadar dayanır. 1927’e kadar Arap, 1927’den sonra Türk birliği içün Latin harflerini kullanan Kumuklar, 1938’de Sovyetler tarafından Türk dünyasıyla bağlarının koparılması içün Kiril alfabesine geçirildiler.

1830-79 yılları arasında yaşayan Yırçı Kazak, Kumuk Türkçesiyle eser veren ilk şairdir ve Kumuk edebiyatının kurucusudur. Kendinden öncekiler hep Osmanlı Türkçesiyle eser vermişlerdi.

Kumuk Türkçesi Avar, Lezgi, Lak, Dargı, Çeçen-İnguş gibi Türk olmayan ve her biri farklı dillerde konuşan çeşitli Kafkasya halkları arasında ortak anlaşma dili olarak yüzyıllar boyunca kullanılmıştır. 1918’de kurulan ve Karadeniz’den Hazar Denizi’ne kadar bütün Kuzey Kafkasya halklarını içine alan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin resmi dili olarak Kumuk Türkçesi seçilmişti. Bu cumhuriyetin Sovyetlerce yıkılmasından sonra Dağıstan’da kurulan Dağıstan Özerk Cumhuriyeti’nin resmi dili olarak yine Kumuk Türkçesi seçilmişti. Kumuk Türkçesi, Avar, Lezgi ve Çeçenlerin dillerini etkilemiş, bu dillere Kumuk Türkçesinden pek çok kelime girip yerleşmiştir. Avar dilinde 83, Lezgi dilinde 87 Kumuk Türkçesi sözcük tespit edilmiştir.

Kumuk halk edebiyatı zengin ürünleriyle kuşaktan kuşağa geçerek halk belleğinde canlı bir şekilde yaşamaktadır. Bu ürünler arasında “yır” adı verilen destani nitelikteki şiirler önemli bir yer tutar. Yırlar hem edebi hem de öğreticidir. En tanınmış yır şairi yukarıda sözü edilen Yırçı Kazak’tır. İkinci önemli nazım biçimi “sarın” denilen dörtlüklerdir. Sarınlar, mâni türünün karşılığı olup düğün ve eğlencelerde veya uygun olan her yerde doğaçlama veya ezberden söylenir.

Kumukların zengin bir atasözü ve deyimler hazinesi vardır. Çeşitli kaynaklarda bunlardan binlercesi tespit edilmiş bulunmaktadır.

1848’de T. Makarow’un Kavkaz Dialekti Tatar Grammatikası adlı Kumukça grameri, 1911’de Muhammad Efendi Osmanov’un Kumuk-Balkar Sözlüğü, Moskova’da 1940’ta Nikolai Konstantinovich Dimitriyev’in Grammatika Kumikskogo Yazika adlı eseri ve 1991’de de ünlü Altayist G. J. Ramsted’in Kumukça üzerine yıllar önce yaptığı çalışma Emine Gürsoy Naskali tarafından İngilizce çevirisiyle birlikte yayımlanmıştır (Cumucica and Nogaica, Helsinki 1991). Bir edebiyat ve san’at dergisi olan Tangçolpan, 1917’den beri yayımlanmaktadır. Dergide yayımlanan şi’irler, hikayeler ve çeşitli san’at yazıları, Kumuk edebiyatının gelişmesinde önemli rol üstlenmiştir. Yine 1917’de çıkarılmağa başlanan Yoldaş gazetesi de cumhuriyetteki bütün Kumuklara seslenen ve çağdaş Kumuk edebiyatçılarını bir arada tutan haftalık gazetedir. Ayrıca şair Şeyit Hanım Alişeva tarafından Dağıstanlı Katıllar (kadınlar) adlı cemiyetin yayın organı ile Kargıça adlı bir çocuk dergisi çıkarılmaktadır.

KAYNAKLAR
  • TAVKUL, Ufuk. (2005). Kumuk Türkleri: Tarihleri, Sosyal Yapıları ve Dilleri Üzerine Bir İnceleme. Kırım Dergisi, 13 (50), 29-39.
  • PEKACAR, Çetin. (1997, Temmuz-Ağustos). Kumuk Türkleri. c.2, s.16, Yıl: 3, ss. 2062-2066. (http://w3.gazi.edu.tr/~pekacar/kumturkler.htm).
  • KURTULUŞ, Rıza. (2002). Kumuklar. TDV İSAM Ansiklopedisi (c.26, ss. 372-373). İstanbul.
  • Divanu Lugati’t-Türk: Giriş-Metin-Çeviri-Notlar-Dizin / Kaşgarlı Mahmud; Hazırlayanlar: Ahmet B. Ercilasun, Ziyat Akkoyunlu. 2. baskı. Ankara: Türk Dil Kurumu, 2015.
  • NURİDİNOV, Şapi. (1999). Kumuklar ve Tenglik Hareketi. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi s.11.

AlpAytekin

Kökten Türkçü, pagan, liyâkatçı, militarist. Halkbilimci...

 2546 kez okundu. 

Beŋzer Yazılar