Kumuk Türkleri hakkında bilgi içün tıklayın: Kumuk Türkleri: Adı, Kökeni, Yurdu, Tarihçesi, Dili

Süydüm Tayak adlı oyunda söylenen sarın’ın ne olduğundan kısaca bahs’delim:

Sarın, şekil ve kafiye özellikleri açısından bakıldığında maninin Kumuk Türkçesindeki karşılığı olan manzum dörtlüklere verilen addır. Karşılıklı atışma şeklinde söylenen sarınlara “taqmaq” denir. Sarınlar, Kumuk halk edebiyatında bitmez tükenmez bir hazine hâlindedir. Bunların binlercesi derlendiği gibi daha derlenememiş binlerce sarın olduğunu biliyoruz. Sarınların yüzde birinin bile derlenmediğini belirten Kumuk âlimlerinden Abdülhakim Haciyev, sadece kendi elinde beş binden fazla sarın dörtlüğü bulunduğunu söylemektedir. Sarın söyleme geleneği, eskisi kadar olmasa da, hâlihazırda canlı bir şekilde devam etmekte ve Kumuk sarınları hazinesine yenileri katılmaktadır.

Kumuklar hayatın her safhasında, irticalen veya ezberden, münasibini bulup kolayca sarın söyleyiverirler. Bunlar küçük manzum parçaları olmakla birlikte hikemî sözleri ifade edenlerine de az rastlanmaz. Bir Kumuk sarınında geçen “Giççinev giççi balta, ullu terek uvata”, “Küçücük baltadır, ulu ağaçlar ufaltır” sözü, küçük manzum parçalar olmalarına karşılık, sarınların halkın duygu ve düşüncelerini ifade etmede ne kadar etkili olabileceklerini de gösteriyor.

Sarınlar; hayatın her safhasında, herhangi bir vesileyle söylenebileceği gibi düğünde dernekte, her türlü eğlencede de söylenebilir. Bilhassa düğünlerde, düğünle alâkalı her pratikte; gelini çıkarırken, karşılarken, eve alırken; kızlı erkekli grupların katıldığı, belli bir idarecinin yönetiminde, dinlenme aralarının bile onun izni ile mümkün olabildiği düğün eğlenclerinde; hem dans edilir, hem de karşılıklı sarın söylenir. Bunların bir kısmı o anda irticalen söylendiğinden unutulup gider.

Burada, binlerce sarın arasından, bir kız ile delikanlının karşılıklı söyledikleri iki sarını örnek olarak vermekle yetiniyoruz. Sokaktan geçmekte olan bir atlıyı gören genç bir kız, kapısının önüne çıkıp şu sarını söyler:

Kumuk Türkçesiyle:
Hey barağan hey atlı!
Atıŋ nege burcuma?
Özüŋ ariv ulansan,
Börküŋ nege qırcıma?

Türkiye Türkçesiyle:
Hey giden hey atlı!
Atıŋ niye boysuz?
Kendiŋ güzel oğlansın,
Kalpağıŋ niye tüysüz?

Atlı da kıza şu sarınla yanıt vérir:

Kumuk Türkçesiyle:
Sen özüŋ ariv qızsan,
Sarın bulan sınaysan.
Meni ariv görgen soŋ
Börküm nege sanaysan?

Türkiye Türkçesiyle:
Sen kendiŋ güzel kızsın,
Sarın ile sınarsın.
Beni güzel gördüysen,
Kalpağıma ne bakarsın?”

Bunuŋ üzerine kız utanıp kaçar.

Sarınlar, demin bahsettiğimiz gibi çeşitli oyunlarda ve danslarda da söylenen dörtlüklerdi. İşte o oyunlardan biri de “Süydüm Tayak” adlı oyundur.

Ulan:  Harbaday harbaday Urkıyat’nın momayları bolgan torbaday.
Beji:  Harbaday harbadaysa meninkileri sığıp toplar tüyme. Sallangan zat yamansa, kesip taşlap koy özünün sallangan zatını.

Erkek:  Torba gibi, torba gibi, Rukiye’nin memeleri olmuş torba gibi.
Kız:  Torba gibi, torba gibiyse benimkilerii sıkıp toplar düğme. Sallanan şey fenaysa, kesip atıver kendinin sallanan şeyini.

Ulan: Erkek
Beji: Kız
Harbaday: Torba gibi.
Urkıyat: Rukiye.

Ayrıca Kumuklar, Türkçe olmayan kişi adlarını da Kumuk Türkçesine uyarlayarak kullanmaktalar. Bunlardan birkaç örnek aşağıdadır:

Ayşe – Ayşat
Emine – Amınat
Eyüp – Oyup
Fatma – Patimat
Hatice – Halcat
Hülya – Hurya
İsmet – Ismat
Mehmet – Mamat
Naciye – Nacıya
Sebahat – Saybat
Zeynep – Zaynap

 

Aytekin Alpaslan

Kaynak Kişiler: Kumuk Türk’ü 2 kişinin şahsî anlatımları (İstanbul).


AlpAytekin

Kökten Türkçü, pagan, liyâkatçı, militarist. Halkbilimci...

 921 kez okundu. 

Beŋzer Yazılar