Irak’ta cumhûriyetin i’lânının birinci yıldönümünde sabah saat 08.00 sularında başlayan törende, gencinden yaşlısına millî giysileri ile kutlamalara katılan Türkmenler, tam 3 gün boyuncasüren vahşî ve kabûl edilemez bir katliâma uğratılmışlardı. Azılı Türk yağılarından Molla Mustafa Barzanî ve çeşitli komünist örgütler, tüm baskılara rağmen dillerini, kültürlerini, kimliklerini koruyan ve kendilerini Türkiye’nin ve diğer Türklerin bir parçası olarak gören Turancı Îrak Türkmenlerini kırma ve sürme plânlarını yıllar boyu kurarak, tam zamânı 14 Temmuz 1959 olarak seçmişler ve  Irak cumhûrbaşkanı Abdülkerim Kâsım ile iletişime geçip, yönerge aldıktan sonra harekete geçmişlerdir.

Kerkük’teki Türk hâkimiyetini kırmak için Kürdlerle birlikte çeşitli komünist gruplar, örneğin Ermenîler birleşerek türlü hazırlıklar yapmışlar idi. Şehrin hemen her yerine komünist Kürdler yerleştirilmiş ve silâhlı “Halk Mukavemet Teşkilâtı”, yaklaşık üç biñ Türk gencini tutuk evlerine götürüp, âdî plânlarını uygulamağa koydular. Saat 18.00 gibi kavurucu sıcağın geçmesi ile caddeleri, sokakları dolduran halk, millî giysileri ile kutlamalara katılmışlar idi. Saat 19.00’da Belediye Başkanı Maruf Berzenci, komünist yöneticiler, İleri Gençlik, Barış Severler, Devrimci Öğretmenler ve Halk Mukavemet Teşkilâtı gibi Türk düşmanı aşağılık komünist kuruluşlar ve yüzlerce militan ile resmî geçit yapıldı.

Harekete geçen katliâmcılar, ilk olarak “14 Temmuz Kahvehânesi” sâhibi Osmân Hıdır’ı kurşunlayıp, cesedini bir araca bağlayıp sürüklediler. Kutlamadaki Türklerin üzerine otomatik silâhlar ile ateş açıldı. Kadınlar ve çocuklar, panik içinde koşuşturmağa başladılar. Artık olaylar başlamış idi. Kendi şehirlerinde, kendilerine saldıran kudurmuş komünist Kürdlere karşı savunma ve taarruz etmek isteyen Türkler, ikinci tümenin ‘sokağa çıkma yasağı’ bildirisine kânunlara saygıları olduklarından dolayı uyarak evlerine çekilmişlerdir. Meğer bu sokağa çıkma yasağı, yalñızca Türkler için idi, Kerkük’teki Türk hâkimiyetini kırmak için yapılan plânın bir parçası idi. Bu nedenle evlerinde olan Türklerin ilerli gelenleri ve aydınları alınarak vahşî şekillerde öldürülmüşlerdir. Türk şehri Kerkük’ü ablukaya alan komünist Kürdler, Türk evlerine saldırarak, soydaşlarımızı askerî kışlalara götürdüler, kamyonlarca mal yağmaladılar. Ayrıca, Türklere âit dükkan ve iş yerlerini de yağmaladılar. Şehrin ileri gelenlerini, aydınlarını, Türk milliyetçilerini katledip, cesetlerini iplerle araçlara bağlayıp şehirde sürükleyerek dolaştırdılar. Kimi soydaşlarımızı diri diri toprağa gömdüler, kimilerini ters yöne giden iki araca bağlayıp vücûtlarını ikiye yardılar.

Hayâtını Irak ordusunda bu beldenin toprağına taşına veren yiğit kahramân Türkmen büyüğü Ata Hayrullah, 14 Temmuz katliâmın ilk gecesinde evde çocukları ile konuşmuş ve onlara Türk târîhinden söz açarak, tüm âile fertlerinin millî kıyâfetlerini giymelerini istemişti. Kendisi de onlarla birlikte iken, komünist Kürdler kapısını çalmış ve “Kumandan seni kışlada istiyor” diyerek onu Türklerin toplandığı ölüm meydanına götürüp kışlanın önünde bulunan bir ağaca bağladıktan sonra diri diri etlerini keserek “TURANCILARIN, TÜRKÇÜLERİN LİDERİ ATA HAYRULLAH’IN ETİNİN KİLOSU 10 FULUS (kuruş) ALAN VAR MI?” diye anırarak, etlerini etrafta olan hayvanların önüne atmağa başladılar. Ata Hayrullah’ın kardeşi Yarbay Dr. İhsan Hayrullah da, def’alarca tedâvî éttiği, bedava ilaç vérdiği, evine konuk ettiği, yiyecek vérdiği kişilerce aynı vahşete tâbi tutuldu.

3 gün süren katliâmda çocuğunu düşüren gebe kadınlar, aklını yitirenler, diri diri gömülenler, derileri yüzülenler, vücûtları ikiye ayrılanlar; malından, mülkünden, çocuğundan, anasından-babasından, sağlığından olanlar, bizim soydaşlarımızdır. Aynı ırktan, geçmişten, kültürden, dilden, atalardan, târihten, kandan, candan geldiğimiz Türklerdir.

Öldürülen Türkler:

1. Ata Hayrullah- albay
2. İhsan Hayrullah- yarbay doktor
3. Salahattin Avcı – iş adamı
4. Mehmet Avcı …. Memur
5. Nihat Fuat Muhtar. öğretmen
6. Cihat Fuat Muhtar.. öğrenci
7. Emel Fuat Muhtar .. öğrenci 12 yaşında
8. Kasım Neftçi .. Arazi Sahibi
9. Ali Neftçi .. Serbest Meslek
10. Osman Hıdır .. Kahve Sahibi
11. Cahit Fahrettin ..Öğrenci
12. Zuhur İzzet Casim Çaycı..Kahve Sahibi
13. Şakır Zeynel .. Kahve Sahibi
14. Gani Nakib ..Memur
15. Kemal Abdul Samet ..Mühendis
16. Fatih Yunus Ali..Teknisyen
17. Cuma Kamber ..Teknisyen
18. Enver Abbas ..Öğrenci
19. Kazım Abbas Bektaş ..Öğrenci
20. Hacı Necmettin Abdullah .Serbest Meslek
21. Hasib Ali ..İşçi
22. Nurettin Aziz .. İşçi
23. İbrahim Ramazan …Tamirci
24. Abdul Halik İsmail …Öğrenci
25. Abdullah Ali Bayatlı..Teknisyen
26. Salahattin Kayacı..İşçi
27. Abbas Kadir …Öğrenci
28. Salahattin Köprülü …Polis
29. İbrahim Hemze …Kasap Kemal’in annesi olarak tanınan yaşlı bir ev hanımı
30. Adil Abdülhamit .. Öğretmen
31. Abdullah Ahmet…İşçi
32. Habib Ali ..
33. Abdul Gani Seyit Mehmet..
34. Sadık Kaleli…
35. Halil Şakır …Serbest İş
36. Salah Terzi ..Serbest İş.

Acınası târîhleri boyunca dağlarda çapulculuk yapıp, aile içi (ensest), hayvanlarla (zoofili), küçük çocuklarla (pedofili) cinsel ilişkiye giren, konuşmayı bilmeyen, devlet kuramayan, herhangi bir edebî, mi’mârî eseri olmayan, insânî erdemlerden uzak aşağılık Kürdler tarafından, zihinlerimizden silinmeyecek bir vahşete uğradık.

Konuştukları beş biñ sözcüklü kusmuk dilleri olan, mağaralarda yaşadıklarından ve ensest yavruladıklarından fenotipleri ve genotipleri bozuk olan, Batı Türk Eli’nde 1839 yılına kadar askerlik bile yapmayan, bozuk mayalarında Rûmlar, Ermeniler, Farslar gibi Türk düşmanlığı olan; Yahudiler ve sinekler gibi, kene gibi yaşadıkları ülkelerde türlü sorunlara, ahlâksızlıklara, aptallıklara, ihânetlere neden olan; Ermenilerin, Büyük Ermenistan; Yunanlıların, Bizans; Yahudilerin, Büyük İsrail hayalleri gibi Kürdistan emelleri olan, Farsların gâyet geri ve ilkel kolu aşağılık Kürdleri din veyâ “halkların kardeşliği” gibi câhilce, saçma sapan nedenler ile kardeş gören, “Hepsi aynı değil”, “Benim Kürd arkdaşlarım da var, hepsi de iyiler” gibi dangalakça, ahmakça, bilgisizce tekerlemeler ile aklamaya, savunmaya kalkan kişiler, şu günlerde bile hâlâ aynı terâneleri sayıklıyorlar ise ortada ciddî bir sorun var demektir. Hele gerçekleri söyleyenlere “kafatasçı, faşist, kardeşi kardeşe kırdırtan” gibi tipik solcu, komünist veyâ siyâsî İslâmcı konuşukları edenlere Ulu Türkçü ATSIZ’dan bir alıntı yaparak yanıt vermek uygun olur:

“Türk devletinin birliği kaygısı ile yazdıklarımı tımarhanede ıslaha muhtaç birisinin yazısı diye tefsir etmek ne kıratta hainler olduğunuzu ortaya koyuyor. Siz Kürtçülük yapacaksınız; ayrı dil, ayrı okul, ayrı radyo yayını, ayrı basın isteyeceksiniz, devlet kurmak için gizli toplantılar düzenleyeceksiniz, Barzani?yi kahraman ilan edip ona Türkiye?den silah kaçıracaksınız, özel toplantılarda çocuklarınıza Kürtçe şiirler(!) okutacaksınız, içinizde nasılsa profesörlüğe kadar çıkabilmiş olanlar Avrupa?da Kürtçü derneklerle temasa girecek, sonra bunun karşısına çıkana deli diyeceksiniz. Siz deliliğin hainliğe göre ne kadar şerefli olduğunu anlamayacak kadar seviyesizsiniz.” (Ötüken, 16 Haziran 1967, Sayı: 42)

Türk ırkının düşmanlarından aşağılık Kürdler ile ilgili okunmasını tavsiye ettiğim üç makaleyi vererek, yazıyı bitirelim:
Kürdler ve Komünistler (Nihal ATSIZ, Ötüken, 30 Nisan, 1966 Sayı: 28)
Kızıl Kürdlerin Yaygarası (Nihal ATSIZ, Ötüken, 16 Haziran 1967, Sayı: 42)
“Bağımsız Kürd Devleti” Propagandası (Nihal ATSIZ, Ötüken Dergisi, Eylül 1967, Sayı: 45)


AlpAytekin

Kökten Türkçü, pagan, liyâkatçı, militarist. Halkbilimci...

 899 kez okundu.