Çanakkale gibi katı ve ulu bir askerî zaferi gaybî ve farazî fantezilerle, menkıbelerle ve arabesk düşkünlük anlayışıyla anmak, ciddi bir tehlikedir ve bir kültürel güvenlik meselesidir. Bu tür önemli tarihî olaylara sızmış Semitik ve Hint zihniyeti fark edilmeli ve önlenmelidir. Büyük başarı kazanmak için berbat durumda olmaya yönelik düşünce engellenmelidir. Türkler, savaşçı ordu-millet anlayışında olan, cihan hâkimiyeti mefkûresi taşıyan ve bunu hem epik eserlerine hem de tarihine yansıtan bir millettir. O halde ona uygun davranmak gerekir. Geldiler, haksızdılar, Türk’ün gücüyle ezdik, gönderdik. Bu kadar.

İki tarafın zaiyatları sonrası Türklerde 70 bin, İtilaf Kuvvetlerinde 310 bin asker kaldı. Yani tekrar taarruz için hâlâ yeterli kuvvetleri vardı. Tekrar saldırsalar belki kazanabilirlerdi. Ancak o kadar büyük bir zafer kazandık ki, vurduğumuz darbenin maddi manevi etkisi, komutanlarımızın dehası, askerimizin mukavemeti sonucunda buna cesaret edemeyerek geri çekildiler. Hem askerî olarak hem psikolojik olarak ezdik. İşte buraya bakmak gerek. 1. Dünya Savaşı içinde Çanakkale Cephesinde durum buyken Irak Cephesinde Kutü’l-Amare Muharebesinde Halil Kut Paşa (Enver Paşa’nın amcasıdır) komutasındaki Türk ordusu, yine İngilizleri yendi. Hem de çok ağır bir şekilde yendi. İngilizlerin yenilmezlik ve büyüklük imajları, kibirleri derinden sarsıldı. Bu yüzden bugün hâlâ düşmanımızdır.

Ayrıca, Çanakkale Zaferi, gerçeği yansıtmayan ancak dramatize edilerek popüler kültüre girmiş sözde yemek listesine ve yırtık pırtık üniformalara indirgenemeyecek kadar yüksek bir zaferdir. O yemek listesi başka bir cepheye aittir, Çanakkale’yle ilgili değildir.

Bu adreste çok güzel hazırlanmış bir içerik yer almakta: https://interaktif.trthaber.com/2019/canakkale/tr


AlpAytekin

Kökten Türkçü, pagan, liyâkatçı, militarist. Halkbilimci...

 174 kez okundu. 

Beŋzer Yazılar