6-7 Eylül 1955’te Rum, Ermeni ve Yahudilerin yapay “mozaiğini” çatlattığımız günlerin yıldönümü kutlu olsun!

Vaktiyle 6-7 Eylül (1955) Olaylarında Kıbrıs Türklerine yapılanlar yüzünden başta Rumlara, peşine diğer iç düşmanlarımızdan Ermeni, Yahudi ve komünistlere karşı yapılan tahrip ve yağmanın, tez zamanda Kürdlere ve Suriyelilere karşı yapılmasını diliyorum.

Türkiye’de Atsız Ata’nın da telkini ile Yahudilere karşı Trakya (24 Haziran – 4 Temmuz 1934), Rumlara karşı İstanbul (6-7 Eylül Olayları) pogromları; Azerbaycan’da Ermenilere karşı Bakı (Ocak 1990), Kirovabad (Kasım 1988) ve Sumgayıt (Şubat 1988) pogromları; yurt dışında Nazilerce icra edilen anti-semitik Kristal Gece (9 Kasım 1938) gibi nice milliyetçi pogromların ilerleyerek etnik temizlik, oradan da sürgün veya soykırım (jenosit) olması dileğiyle bütün bu olayları özlem ile anıyor ve arıyorum.

Bunlar devletlerin üniter yapısını koruyan olaylardır. Bunlar kurucu aslî unsur olan ulusun millî birlik ve beraberliğini sağlayan, pekiştiren olaylardır. Bunlar bir vatanın kan ve can vergisini yıllarca ödeyen, o vatanı yöneten, ordusunu oluşturan, dil ve kültür harcında en büyük payı olan ulusun; yani o vatanın kurucusu ve sahibi olan ulusun sırtından parazit gibi geçinen iç düşmanları, zararlı alt-kültürleri, etnosları ve ideolojileri sindirip yok eden millî hareketlerdir.

Türkiye’den örnek verirsek, yüz yıllarca orduda kan ve can verigisi ödeyen Türk, devleti kuran Türk, toprağı yurt yapan Türk, o vatana kültür ve dil veren Türk, dış düşmanı bitmeyen Türk… Bütün bunları yüz yıllarca yıprana yıprana, öle yite, ölüp dirilip yaparken kendi evinde beslediği yabancılar ekonomide, bilimde, sanatta gelişti. Biz askerî ve siyasî alanda gösterdiğimiz başarıyı bu alanlarda “henüz” yakalayamadık; fırsat bulamadık. Bu beslemelerimiz ise zevk ve sefa süren, zengin sınıfı oluşturan kimseler oldu. Hatta bu başarılarını yurt dışında bize karşı, yani ev sahiplerine karşı propaganda olarak kullandılar. Sonra bir “organizasyon” ile temizlendiler. Kaçınılmaz vukuat. Cefasını çektiğimiz ülkenin sefasını tabii ki başkaları süremez. Hele de kanı ve ideolojisi yabancı olan, her fırsatta Türklere ve Türklüğe karşı alerjisini ve öfkesini gizli veya açık gösteren, ülkemiz işgal olsa hiçbir sorun yaşamayıp işgal eden devleti çiçekle karşılayacak olan halklar asla süremez. Burası imparatorluk değil, o devirler bitti. Burası üniter devlet.


AlpAytekin

Kökten Türkçü, pagan, liyâkatçı, militarist. Halkbilimci...

 313 kez okundu.