Retrowave / Synthwave Akımı Hakkında

1920-2000 yılları arasındaki her türlü stil ve ürüne vintage, 1910 ve öncesindeki ürünlere antika denir. Retro ise “geriye doğru”, “geçmişe ait gibi” anlamına gelen bir sıfattır. Vintage gerçekten eskidir; eskide kalan stil veya ürünün kendisidir. Retro ise eskiden izler taşıyan yeni ürünlerdir. Dolayısıyla retronun nostaljisi olmaz, vintagenin nostaljisi olur. Retro, nostaljik hava oluşturmak amacıyla üretilen, vintage esintili yeni ürünlerdir. Dolayısıyla retro, yeninin eski ile sentezidir. Bunlarla birlikte, retro ile vintage sözcükleri günlük kullanımda birbirlerinin yerine de kullanılmakta, herhangi bir abes durum oluşturmamaktadır.

Retrowave, elektronik müzik türü içinde, bu türün 2000’li yıllarının başında bir mikro tür olarak ortaya çıkan ve retro anlayışına dayanan, çeşitli alt dalları olan bir sanat akımıdır. Retrowave alternatif veya eş anlamlı olarak synthwave, outrun, futuresynth gibi adlarla da bilinir. Ancak yaygın kullanımı sytnwave veya retrowave adlarıyladır. Bu adlarla anılan akımın alt türleri arasında fashwave, darkwave (veya darksynth), dreamwave, scifiwave gibi dallar bulunur. Vaporwave ise yine elektronik müzik türü içinde ve yine 2000’li yıllarda ortaya çıkmış olsa da daha farklı bir akımdır ve görsel sanat, kapitalizm eleştirisi gibi başka bileşenleri de olan bir alandır. Müzik noktasında synthwave/retrowave ile benzerlik gösterir.

Synthwave adı, synthesizer (sentezleyici) adlı müzik üretme aletinden türetilmiştir. Outrun adı, 1986 yılında Sega tarafından geliştirilen Out Run** (アウトラン) adlı arcade yarış oyunundan gelir. Oyunun tasarımcısı Yū Suzuki, bestecisi Hiroshi Kawaguchi’dir.

Outrun, daha sonra daha genel olarak VHS kasetlerinin yapıları, macenta neon lambası ışıkları ve kılavuz çizgileri gibi retro 1980’lerin estetiğine (aesthetics*) atıfta bulunmak için kullanıldı.

Retrowave akımı, ağırlıklı olarak 1980’lerin aksiyon, bilim-kurgu (sci-fi), korku, noir temalı filmlerine, video oyunlarına, çizgi filmlerine ve bunların müziklerine, dönemin sanatına dayanır. Synthwave müzisyenleri genellikle 1980’lerin kültürüne yönelik bir nostaljiyi savunarak dönemin atmosferini yakalamaya ve onu kutsamaya çalışır. Müzikler rüya gibi, uykuyla uyanıklık arasındaymış gibi, karanlıkta, yolculukta, yalnızlıkta, düşünceler içinde hissettirir. Gece, alacakaranlık, günbatımı, gündoğumu, noir, loş, hoş bir atmosferi vardır. Retrofütürizm yapımlarında yaygın olarak kullanılması sebebiyle cyberpunk ile özdeşleşmiştir.

Bu tür 2000’li yılların ortalarında, 2002 çıkışlı video oyunu GTA Vice City oyunundaki 80’ler retro atmosferinden ilham alınarak daha çok genç sanatçılar aracılığıyla internet ortamında filizlenmeye başladı. Akımı daha geniş kitlelere yayan, tanıtan ve popüler hale getiren çeşitli film, dizi, oyun ve bunların müzikleri olmuştur.

2011’de çıkan Drive (Sürücü) adlı filmin Fransız elektronik müzisyen Kavinsky tarafından bestelenen “Nightcall” adlı açılış müziği ve Fransız elektronik müzisyen College (David Grellier) tarafından bestelenen “A Real Hero” adlı tema müziği bu akımın öncü ve ünlü müziklerindendir. Filmin yönetmeni (Nicolas Winding Refn), filmin bir peri masalı gibi olduğunu düşündüğü için Kanadalı elektronik müzik grubu Desire’ın “Under Your Spell” parçasını ve Amerikan elektronik müzik grubu Chromatics’in “Tick of the Clock” adlı parçasını seçerek film müziklerine dahil etmişti.

2013’te çıkan Far Cry 3: Blood Dragon adlı video oyununun müzikleri ve 2016’da çıkan Netflix dizisi Stranger Things‘in müzikleri de akımın popülerleşmesini sağlamıştı.

John Carpenter, Jean-Michel Jarre, Vangelis (özellikle 1982 yapımı Blade Runner filmindeki müziği), Tangerine Dream, David Grellier (College), Kavinsky, M83, Justice gibi isimler bu akımın öncüleri arasındadır.

Synthwave akımının doğumunu ve gelişimini konu edinen The Rise of the Synths adlı 2019 tarihli bir belgesel vardır.

Fashwave

“Faşist” ve “synthwave” sözcüklerinin terkibinden oluşan fashwave, 2010’ların ortalarında, vaporwave müziğini ve estetiğini benimseyen, kendini faşist, Nazist, ırkçı, alt-right vb. kimliklerle tanımlayan kişiler tarafından oluşturulan bir fenomendir. Şarkılara verilen ideolojik başlıklardan ve Adolf Hitler tarafından verilen feyzli konuşmalardan alıntılardan, synthwave ve vaporwave’in büyük ölçüde araçsal birleşiminden oluşmuştur.

The Daily Stormer kurucusu Andrew Anglin, 2016 yılında synthwave türü için “Şimdiye kadarki en beyaz müzik” ve “Millennials (Y kuşağı – 1980-1999 doğumlular) çocuklarının ruhu” ifadelerini kullanmış ve bu akımın bu görüşe sahip kişiler arasında da popüler hale gelmesini sağlamıştır.

Daha Fazlası İçin

Yönetmen Woody Allen, nostalji ile modernizm temalarının tartışıldığı 2011 yapımı Midnight in Paris adlı filminde şu repliği yazmıştı:

Nostalji inkâr etmektir. Acı veren hediyenin reddi… Bu inkârın adı Altın Çağ düşüncesidir. Farklı bir zaman diliminin, içinde yaşadığından daha iyi olduğu yönündeki yanlış fikir… Şimdiki zamanla baş etmekte zorlanan insanların romantik hayal gücündeki bir kusurdur.

Dolayısıyla nostalji duygusu ile doomerlık** arasında güçlü bir bağ vardır.

İlgili Konular

KAYNAKLAR